Bu bir önceki İngilizce yazının aynısı, ama yine de okuyabilirsiniz.
Adler hakkında bilip bilmedikleriniz
Alfred hakkında bazı bilinen ve biraz da çok bilinmeyen şeyleri paylaşmak isityorum. Daha önce de dediğim gibi Adleri okudukça, öğrendikçe Adler, Adleryan kuram, psikolojik danışma süreci, kendim ve hayat hakkında pek çok şey keşfediyorum. Bir anlamda sanki Adler hayatımı kurtardı, ama bu başka bir yazının konusu.
- Adler 7 Şubat 1870 yılında Penzing, Avusturya’da doğdu.
- Altı çocuktan ikincisi, Yahudi bir tahıl tüccarının oğlu.
- Adler çocukken çok fazla sağlık problemi yaşamış. Raşitizm hastalığından dolayı 4 yaşına kadar yürüyemememiş. 5 yaşındayken zatüree hastalığı geçirmiş ve ölümden dönmüş.
- Be deneyimler Adler’i çok etkiliyor ve doktor olmaya karar veriyor.
- Adler’in ilk anıları daha çok büyük abisi ile ilgilidir.
- Adler okulda matematikte zorlanır ve öğretmeni babasına Adler’i okuldan alıp bir ayakkabıcının yanına çırak olarak vermesini ister. Bu teklif babasını çok öfkelendirir ve oğlunu okuldan almayacağını söyler. İyiki de dinlememiş (Aslında bazı şeyler hiç değişmiyor, öğretmen öğretemedim demiyor da çocuğun öğrenemiyor demek daha kolay geliyor)
- Adler eskisinden de kararlı olur ve zamanla matematikte başarılı olmaya başlayarak sınıfının en iyileri arasında yer alır.
- Bu deneyimler Adler’in kişilik kuramını şekillendirmiştir. En önemlisi Adler daima çocukların gerçek potansiyeline inanmıştır.
- Adler Freud’un rüya yorumları okuyan nadir kişiler arasındadır. Kısa bir süre sonra Freud tarafından kişisel olarak haftalık tartışma toplantılarına davet edilir.
- Adler sonraları Freud ile en temel konularda fikir ayrılığı içinde olduğunu farkeder. 1912 yılında Freud’un grubundan ayrılarak kendi grubunu kurar.
- Bireysel psikoloji terimi aslında bir çeviri hatasıdır. Adler bireyleri id, ego ve superego olarak üçe ayrılmış kişilik yapısı içinde değil, bütüncül olarak görmüştür. Latince individum (bütün/ bölünemez) kelimesini kullanarak kişiliğin bölünmezliğini vurgulamıştır. Bu kelime İngilizce’ye Individual (birey) olarak çevrilmiştir. Adler’ e göre birey tek başına en küçük parçadır, id, ego, superego değil. Dolayısıyla bütüncül, bölünemez kavramları aslında kuramı daha iyi ifade eder.
- Adler aynı zamanda postmodern ve sistem kuramlarının da temellerini atmıştır. Bireylerin aile, çevre ve toplumsal bağlamda incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
- Adler ilk Feminist kuramcıdır. Cinsiyetler Arası İşbirliği kitabında kadın erkek eşitliğini vurgulamıştır.
- Adler’e kendi kendine yardım programlarının “babası” denmiştir.
- Adler Hans Vaihinger’in “Gibi felsefesi”nden etkilenmiştir. Vaihinger insanların çoğunlukla tam gerçekliğin farkında olmadığı dolayısıyla gerçeğin bir kısmıyla idare ettiklerini söylemiştir. Adler sonraları bu fikre dayanarak “gibi davranmak” tekniğini geliştirmiştir, mümkün olmadığını düşündüğün şekilde davranmak. (kendine güvenen biri gibi yürü, özgüveni yüksek biri gibi konuş v.b).
- Adler Bilişsel bir teknik olarak bilinen Socratik Diyalog tekniğini ilk kullanan kişidir. Bu teknik bireylerin yeni bir bakış açısı geliştirmelerine yardımcı olur.
- Erich Fromm, Abraham Maslow, Rollo May, Karen Horney, Carl Rogers, Albert Ellis Adler’in çalışmalarından etkilenmiştir.
- Adler’in 4 çocuğu vardı, Valentine, Alexandra, Nelly (Comelia) ve Kurt.Alexandra ve Kurt kendileri de psikiatri eğitimi alıp Adler’in kuramını geliştirmişlerdir.
- Adler 1. Dünya savaşında Avusturya ordusunda doktor olarak görev yapmıştır.
- Adsız Alkolikler programının Adler’den etkilendiği söylenir.
- Adler Mayıs 1937’de Aberdeen, Scotland’ da yolda yürürken yere yığılmış ve kalp yetmezliğinden hayatını kaybetmiştir. Ağzından çıkan son söz oğlu Kurt’ ün adıdır.
- Adler’in bedeni Edinburgh’deki Warriston Crematorium’da yakılmış, uzun yıllar küllerinin nerede olduğu bilinmemiştir. 2007 yılında külleri bulunmuş ve 2011 yılında Viyana’da gömülmüştür.
- Adler iyimser ve pozitif psikolojinin öncülerindendir. İnsanların olumlu yanlarını vurgulamış ve çocuklara daha iyi bir dünya bırakmak için uğraşmıştır.
- Adler çok mütevaziydi. Bilimsel jargondan kaçınmış düşüncelerini herkesin anlayacağı şekilde ifade etmeye çalışmıştır. “benim psikolojim herkese aittir” demiştir. Adler kendisinin psikoloji alanında bilinip bilinmediğinin bir önemi olmadığını söylemiştir. Ona göre önemli olan onun çocuk yetiştirmeye ve gelişimine ve eğitime olumlu bakış açısının geniş kitleler tarafından benimsenmesiydi. Ben de bu durumu aslında diğer Adleryan çalışmacılarla yaşıyorum. Adleryan araştırmacı ve uygulayıcılar fikirlerini, ölçeklerini, tekniklerini hiç bir karşılık beklemeden paylaşırlar.
- Aslında Adler’in bu özelliği pek işine yaramadı denebilir Aslında bize göre işine yaramadı, çünkü Adler için önemli olan fikirlerinin bir şekilde kullanılmasıydı, ona atıfta bulunulması ya da adının anılması onun için önemli değildi.
- Hazan diyor ki,
Eğer Adler Psikoterapide bu kadar önemliydiyse ya da hala önemliyse, neden Adler’in katkıları çok bilinmez ya da takdir edilmez? Cevabı açık; Adler’in politik cömertliği. Adler’in psikolojisi bir sepet meyve gibiydi, herkes ne isterse, ne kadar isterse alabilir, kendinin yapabilir ve kimse meyveyi nereden ya da kimden aldığını söylemek zorunda değildi.
- Adler zamanında çocukları döverek terbiye etmek yaygın ve kabul edilebilir bir yöntemdi. Adler buna şiddetle karşı çıktı ve pek çok halk eğitimi ile ebeveynleri olumlu disiplin hakkında bilgilendirdi.
- Adler Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerde kuramını öğretebilmek için İngilizce’yi kendi kendine öğrendi.
- Öğrenmeyi öldüğü güne kadar sürdürdü.
- Adler Nazi kabusundan kaçıp Amerika’ya sığındı.
- Adler bugün çözüm odaklı kısa sureli terapi metodu olarak bilinen “sihirli değnek” tekniğini yaratan kişidir. Adler “o soru” olarak adlandırdığı “eğer bugün bu sorunun ortadan kaybolmuş olsaydı, senin için neler farklı olurdu?” sorusunu kullanmıştır.
- 1927 yılında New York’ta bir gazetede Adler’in fikirleri Adler’e hiç atıfta bulunmadan yayınlandığında Adler buna sadece “ sakince demekki beni benden önce tanıyormuş” diye cevap vermiştir.
- Adler kadar fikirlerinden bu kadar fazla yararlanılmış ama kendisine bu kadar az atıfta bulunulmuş birini daha bulmak hiç kolay değildir.
- Adler’ e o artık yapamayacak duruma geldiğinde kuramını kimin devam ettireceğini sorduklarında “ kim yapabilirse o” cevabını vermiştir. Ben de söyleyebilirim ki, o yapabilenlerden biri olmak için uğraşıyorum.
- Adler’in etkisi pek çok kuramda görülmektedir. Heinz and Rowena Ansbacher’in söylediği gibi “bugün soru senin Adleryan olup olmadığın değil, ne kadar Adleryan olduğundur”
Peki sen ne kadar Adleryansın? Bunu hakkında daha fazlası sonra….
Kaynaklar:
Bruck, A. (n.d.) Adler as I remember him. http://www.adlerian.us/bru-adl.htm
Corsini, R (1973). Current Psychotherapies, Peacock Publishers: Itasco/ IL
Hazan, Y. (n.d.) About the Psychotherapy of Adler, (http://www.centroadleriano.org/publicaciones/ABOUT%20THE%20PSYCHOTHERAPY%20OF%20ADLER.pdf)
Hoffman, E. (n.d.) Alfred Adler: Five Lessons for Everyone. http://www.adleriansociety.co.uk/phdi/p3.nsf/supppages/0939?opendocument&part=3
Sperry, L (2007) To Be or Not To Be Adierian: The Personal and Organizational Dynamics of Establishing One’s Theoretical Orientation The journal of Individual Psychology, 53, 2.
Yang, J., Milliren, A., & Blagen, M (2010). The Psychology of Courage. An Adlerian Handbook for Healthy Living. Taylor and Francis: New York,NY.
Fotograflar:
Alfred Adler Institutes of San Fransisco and Northwestern Washington, Classical Adlerian Photography Gallery http://www.adlerian.us/Page1b.htm





















